
16 ŞUBAT 2025
Bugün Ceyhan’ın tek Alevi-Bektaşi köyü olan Durhasandede köyüne gitmeye karar verdik. Yüreğir ve Sarıçam üzerinden hareket ederek otobandan Ceyhan’a geldik. Buradan ise navigasyon yardımıyla Durhasandede köyüne geldik. Bu köyden önce Doruk köyünün içinden geçtik. Yolumuzda boyumca kaktüsler ve üzerinde incirler gördük. Ayrıca mandalina bahçeleri de vardı. Turuncu rengin kendi tonlarıyla dansına şahit olduk. Köyün içine tam girmeden sağ tarafımızda türbeyi gösteren bir tabela gördük. Kıvrımlı yokuştan çıkıp türbenin olduğu yere geldik. Türbenin etrafı duvarla çevrili idi. Türbe dışında görevliye ait bir yer ve birkaç oda bulunuyordu. Türbenin dış duvarı ve türbe beyaza boyalıydı. Bu renk gözü yormuyordu. Türbenin mistik bir havası vardı. Türbenin avlusuna girmek için üstünde besmele yazılı yeşil küçük kapıdan geçtik. Bu kapının küçük yapılmasının nedeni insanların türbeye saygı gösterip eğilmesi içindir. Kapıdan içeri girdikten sonra sağ iç duvarda bulunan girintide daha önce yakılmış olan mumların donmuş damlaları vardı. Türbe kesme taşlardan örülü olup iki kubbelidir. Kubbeler beyaza boyalı durumdadır. Büyük kubbenin altında ise Dur Hasan Dede’nin mezarı bulunmaktadır. Küçük kubbe ise iki sütun üzerinde etrafı demir örgülerle çevrilmiş ve demir örgünün üstünde Türk Bayrağı asıldır. Türbe üstünde toplam üç adet yeşile boyanmış ay ve yıldız bulunmaktadır. Kapı kilitli olduğu için mezarın olduğu yere giremedik. Dikkatimi çeken durum ise mezar ve ağaçların üzerinde çaput bağlanmamış olması idi. Dur Hasan Dede türbesinin giriş kısmında ise eski alfabe ile bir kitabe bulunmaktadır. Kitabenin yanında ise günümüz harfleri ile yazılmış kopyası bulunmaktadır:
“GELDİ İKLİM HORASAN’DAN ERVAHİ MEZİD
VERDİ FERHAS OVASINI EYLEDİ EHYAFERİD
HÜMMET ETTİ ABİDİN EFENDİ NESLİDİR DEYU
DURHASANDEDE’NİN TÜRBESİ OLDU ALİ CEDİD
Tarih: 1287”
Orijinal kitabede sene 1287 yazıyor ama çevirirken tarih olarak not düşülmüş. Bu tarihi miladiye çevirdiğimizde bize 1870/1871 tarihlerine karşılık gelmektedir. Bu kitabenin bulunduğu yerde çerçeve içine alınmış türbe ile ilgili bilgiler bulunmaktadır: “DURASAN DEDE TEKKE TÜRBESİ: Kare planlı küçük kargir bir bina olup üzeri kubbe ile örtülüdür…..Durhasan Dedenin bir adı da Yanınyatır’dır. Bu kolu teşkil eden tahtacıların piri olup türbesi bütün tahtacı alevilerin ziyaretgahıdır. İzmir’in Narlıdere köyünde oturan Yanyatıroğulları O’nun soyundan geldiklerini iddia ederler. İşte türbeyi onartan Abidin Efendi de O’nun mürşitlerinden olup H.1294de aynı köyde ölmüştür. Adana Müzesi Kütüphanesinde Dur Hasan Dede hakkında 1129 (1717) ve 1132 (1720) tarihli iki hüccet olduğuna göre bu türbenin XVIII.yüzyılın ilk çeyreğinde yapıldığını söyleyebiliriz. Esasen mimari karakter de bunu teyid etmektedir. Kapı sundurması altındaki eşikte görülen kaz ayağı şekli Yanyatır tahtacıların damgasıdır.” Türbeden çıktıktan sonra türbenin altında bulunan zeytin bahçesi başında biraz mola verdik. Moladan sonra köyünün içine girip karşımıza çıkan ilk kişiye selam verip köyde cem evi olup olmadığını sorduk. Olumsuz cevap alınca İsalı köyünün yolunu tuttuk.
FOTOĞRAF 17 Ceyhan Durhasandede Köyü Türbesi.
İsalı köyü de Ceyhan’a bağlı bir yerleşim yeri. Bu köye uğramak istememizin nedeni ise köyde halk arasında Cin Kulesi olarak bilinen tarihi yapıyı görmek. Köye girdiğimizde “İsalı Köyüne Hoşgeldiniz” yazıyor ve bu yazının kenarlarında ise nar meyvesinin resmi bulunmaktadır. Akdeniz ikliminin önemli bir meyvesi olan nar bu köyün geçimi için önemli bir ticari gelir kapısı olsa gerek. Köyün içine girdiğimizde kahvehane önünde oturan insanların yanına yaklaştık selam verdikten sonra Cin Kulesini sorduk onlarda bize geliş yolumuzun üzerinde olduğunu söylediler. Geldiğimiz yoldan dönüp kulenin olduğu yere geldik. Kule sol kol üzerimizde küçük bir arsa üzerinde yer almaktaydı. Bu kule horasan harcı ile inşa edilmiş ve kaba yontma taşlar kullanılmıştır. İki tane giriş yeri bulunmakta. Girişin biri orijinal olup diğeri ise daha sonra amacı dışında açılmış olduğunu düşünüyorum. Kulenin içinde bir bayrak direği bulunmakta. Galiba önceleri direkte bayrak bulunmaktaydı ama iklim şartlarından dolayı yıpranmış olsa gerek. Kule korumasız olduğu için çok tahrip edilmiş. Kulenin içinde merdiven kalıntısı bulunmakta ve bu kalıntı pek güvenilir olmasa da duvardan tutunup yukarı çıkılabilir. Kulenin dış duvarında bakımsızlıktan kuru otlar bulunmakta ve kule içinde çöpler yer almaktadır. Kuleye arka taraftan tırmanmak mümkün. Kule etrafında incelemede bulunduğumuz esnada küçük bir çocuk geçiyordu çocuğa kulenin ismini sordum “Yılan Kulesi” olduğunu söyledi. Bu çocuk arkadaşımız kulenin ismini Yılan Kale karıştırmış olmalı. Aynı çocuğa kule hakkında ne bildiğini sordum o da bize Google bakmamızı söyledi. Tahminimce bu kulenin devamı var ama zamana dayanamayarak yıkılmış olduğunu düşünüyorum. Bu kulede korunma altına alınmazsa yıkılacağa benziyor. Sosyal medyada ve internette maalesef Cin Kulenin tarihi hakkında bir bilgi bulamadım. Google Cin Kulesi yazdığımda Hatay Payas çıkmaktadır. Ayrıca şunu fark ettik. Ceyhan’ın birçok köyünden Yılan Kalesi net bir şekilde görünebilmekte. Bu durum da kalenin ne amaçla yapıldığını belli etmekte.
Buradan sonra Ceyhan’da bulunan Sarımazı köyüne gitmeyi düşünüyorduk ama vaktimiz yetmediği için buraya gitme işini erteledik. Bu köye gitme amacımız ise köyde bulunan tarihi kalıntılar. Açıkçası gün geçtikçe Adana bende daha çok merak konusu oluyor.
FOTOĞRAF 18 Ceyhan İsalı Köyü Cin Kulesi.