Geçilmez Kanyonu

8 EYLÜL 2024

Adana Ramazanoğlu Camii önünden hareket ederek Hatay’ın Dörtyol ilçesinde bulunan Geçilmez Kanyonuna doğru hareket ettik.

Üç servis aracı ile birkaç saatlik yolculuktan sonra toprak bir yola gelmiştik. Toprak yoldan biraz yürüdükten sonra kanyonun olduğu yere geldik. Etrafta çeşitli kayaçlar ve içlerinde böğürtlen ağacı olan çeşitli bitkiler bulunmaktaydı.

Kanyonun giriş kısmı tel örgülerle çevrilmiş. Bizden önce gelenler tel örgüyü yararak kanyona girmişler. Bizde aynı yerden kanyona giriş yaptık. Bir kişinin yürüyebileceği kadar genişlikte olan toprak yoldan devam ettik. Gözüme birkaç tane gövdesi kendiliğinden yarılmış içine bir insanın rahat girebileceği ağaçlar bulunmaktaydı. Yürüdüğümüz yoldan güneşi görmek pek mümkün değildi. Biraz yürüdükten sonra açık bir alana çıktık. Güneş yüzünü bize göstermişti. Önümüzde su akıyordu. Suyun içinden karşı tarafa yani toprak yola geçtik. Suyun akıntısı kuvvetliydi. Ama akıntıya karşı durmak mümkündü. Su buz gibiydi. Biraz toprak yoldan yürüdükten sonra tekrar suyun içine girdik. Derinlik dizimi bile bulmuyordu. Akıntı da azalmıştı. Azalmasının nedeni suyun geniş bir alanda akmasından kaynaklanıyordu. Kanyonda yalnız olduğumuzu düşünüyordum ama burada kampçılar ve piknikçiler vardı. Suyun akış alanı daraldıkça akıntı da kuvvetleniyordu.

Kayalık bir alan içinde hareket ediyorduk. Kayalıklar yükseldikçe gökyüzünü kapatıyordu. Gökyüzünü kapanması sadece kayalıkların yükselmesine bağlı değildi. Kayaların yüksek yerlerinde çeşitli bitkilerin büyümesi özellikle sarmaşıkların bir uçtan bir uca uzanması gökyüzünü kapatmada kayalıklara yardımcı oluyordu. Suyun derinleştiği bir alana gelmiştik. Artık ip yardımıyla burayı geçecektik. Kayaya sabitlenmiş ipe tutunarak geçmeye başladık. Birden fazla kişi ipe tutununca ip esniyor ve ellerimizde suyun içine giriyordu. Su o kadar soğuk ki ağzımızdan su çıkıyordu. Bazen üşümekten titreme geliyordu. İpli ilk parkuru geçerken bazen ayaklarımızı kayaya dayayıp ilerlemeye çalıştık. Bazı yerlerde derinlik azalıyordu. Buraları ipe gerek duymadan geçtim.

İlk parkurda bu kanyona neden geçilmez dendiği anlaşılıyordu. Türkiye’de böyle yerlerin olduğunu bilmek güzel bir duygu. Buranın güzelliğinin korunması kanyonun oldukça tehlikeli olmasına bağlı. Çünkü kimisi doğa bilinci ile gelirken kimisi de çöpünü bırakıp gidebiliyor. Bu kanyonu geçmek için iyi bir yüzme bilmek gerekiyor. Ayrıca ekiple gitmek daha güvenilir olur.

İkinci parkurdaki ip biraz daha kayadan uzak yani ırmağın ortasından geçecek şekilde çekilmişti. Burada da akıntı kuvvetli idi. Bu arada yanımıza su almamıştık. Çünkü kanyonun suyu temiz olduğu için bu sudan içebiliyorduk. Bu parkuru da geçtikten sonra kayalara tırmandık. Son parkurdaydık. Akıntının en kuvvetli olduğu yere gelmiştik. Kayalardan inebilmemiz için kalın ve uzun bir kütüğe basarak indik. Akıntıya kapılmamak için ipi üç kişi tutuyordu. Üç kişinin yardımı ile son parkura girmiş olduk üç kişinin yardımı ile akıntıya kapılmadan kayalara tırmanabildik. Bu kayalara tırmanmak da iple oldu. Bu ipli parkuru da başarı ile atlattıktan sonra suyun yatağının genişlediği bir yere geldik. Burada su yer yer derinden akıyordu. Hatta bu derinliklerden biri 6 Şubat depreminden sonra oluşmuş ve bu derinliğe sifon ismini vermişler. Sudan yaklaşık iki metre yükseklikte bir uçtan bir uca yatırılmış bir ağaç gövdesi bulunmaktaydı. Beş kişi bu ağacın gövdesine çıkıp Türk bayrağı açtılar. Ağaç gövdesinden çıtırtı sesi gelmeye başlamıştı. Bu ses üzerine ağaç gövdesine çıkanlar gövdeden inmek zorunda kaldılar.

Kanyon daha devam ediyordu. Zaten biz en zor kısımları geçmiştik ve bu yerde güneşi görebiliyorduk. Bu gezi sonrası yolumuz üzerinde bulunan bir açık hava lokantasından üzerinde kaşar peyniri eritilmiş alabalık yedik. Daha önce yediğim balıklardan farklı bir tat almıştım.

İlgili Bloglar

Erzin

Erzin

erzin isos antik kenti
Arrow
Postallı Köyü

Postallı Köyü

postallı barastal
Arrow