
13 Aralık 2025
Adana beni her gün farklı bir masalın içine çekiyor. Gezdikçe Adana’nın hiç duymadığım görmediğim yerleriyle karşılaşıyorum. Ya bir yerde kalenin olduğunu ya da başka bir yerde gizemli bir türbenin olduğunu öğreniyorum. Öğrendiğim gizemli yerlerden biri de Kozan’ın Andıl köyünde bulunan Andıl kalesiydi. Yüreğir’den yola çıkıp Kozan’a doğru hareket ettik. Kozan merkeze girmeden Oruçlu köyünün yolunu tutup oradan Andıl’a geçmeye karar verdik. Organize Sanayi Bölgesi’ne girmeden soldaki yoldan devam ettik. Burada tabelalara dikkat etmek gerekiyor. Oruçlu yazan tabela ya rüzgârın etkisiyle ya da insanların eliyle ters çevrilmiş. Buna dikkat etmezseniz farklı bir yere gidersiniz. Oruçlu köyüne girdiğimizde kaleye nasıl gideceğimizi karşımıza çıkan ilk kişiye sorduk. Adamın tarif ettiği yöne köyün içinden geçerek gittik. Yollarda kaybolmamak için tabelaları kaçırmamaya özen göstermek gerekiyor. Köyün yolları çok düzgün. Oruçlu köyü düz alana kurulu bir köy. Oruçlu’dan Andıl’a geçerken yolu karıştırıp başka bir yöne sapıyorduk. Yolda karşımıza çıkan Toros arabaya selektör yapıp yol sorduğumuzda başka bir yöne gitmemiz gerektiğini öğrendik.
Andıl köyü terk edilmiş gibi bir izlenim verse de aslında evler tertipli perdeleri çekilmiş yaşayanlarını bekler gibi duruyordu. Köyde evler dağınık halde galiba bu durum su kaynağının çokluğundan kaynaklı. Ve evler bahçe içerisinde. Köyün girişinde büyük bir çınar ağacı bulunuyor. Çınar ağacı etrafına oturaklar yapılmış. Çınar ağacının hemen yakınında soğuk bir su kaynağı bulunuyor. Mevsimden kaynaklı olsa gerek su az akıyordu. Kaynağın üst kısmında beyaz boyalı küçük bir depo gibi yer bulunuyor. O deponun önünde üzerinde çarpı işareti bulunan bir dibek taşı bulunuyor. Kaleye okulun üst kısmında bulunan toprak yoldan gitmek istedik ama yol kısmen çamurlu olur düşüncesi ile geri dönmek istedik. Köyde gezinirken içinde yaşayan olduğunu tahmin ettiğimiz bir eve gelip korna çaldık. Dışarı çıkan kişiye kaleye nasıl gideceğimizi sorduğumuzda okulun alt tarafında bulunan asfalt yoldan gidip ileriden sola doğru hareket edeceğimizi öğrendik. Tarif edilen yola doğru hareket ettik. Kale tepede gözüküyordu ama gözüktüğü yerden direk tırmanışa geçmek hem riskli hem de çok zaman alıcı olurdu. Biraz daha ileriye gidince hemen sağ tarafta bir tane tarihi yapı gördük. Bu yapı köy halkı tarafından kilise olarak bilinse de aslında bir sarnıç. Yapının alt tarafında girişi dar olan kemerli olarak inşa edilmiş bir oda bulunuyor. Üst taraf ise toprakla kaplı. Yapıyı incelediğimizde herhangi bir dini sembol göremedik. Buranın yanından toprak yol üzerinden araba ile ilerlemeye devam ettik. Duvarları sacdan yapılmış bir kulübenin yakınına arabayı park edip yürümeye başladık. Kale küçük bir dağ üzerine inşa edildiği için kaleye gidecek en uygun yolu bulmak durumundaydık. Az ileride keçileri otlatan bir çoban gördük ona kalenin yolunu sorduğumuzda devam edeceğimiz yolu tarif etti. Hatta çoban bizi defineci zannedip makine olup olmadığını sordu. Çoban tarif ettiği yol dikkatli bakınca zikzak şeklinde olduğu belli oluyor. Dar bir patikadan ilerlemeye başladık. Yolda ilerlemek gittikçe zorlaşıyordu çünkü yol çarşak kaplıydı. Bu yolda rahat hareket edebilmek için altı tırtıklı botla gelmek uygun olur. Bizde batonlar olduğu için hareket etmemiz kısmen de olsa kolay oluyordu. Yer yer sık sık çalılar yolumuzu kapatsa da kıyafetlerimiz takıla takıla hareket ettik. Dağın kuzey kısmına geldik ve kayalardan tırmanmaya başladık. Dik kayalardan çıkması zor olduğu kadar yolumuzu kesen çalılardan bizi uğraştırıyordu. Zirveye geldiğimizde tüm ihtişamıyla kale bizi karşıladı. Öyle bir rüzgâr vardı ki kulaklarımız bu kesti. Kalenin batı kısmından kaleye girmek için dolanırken yaklaşık iki metre yükseklikte bir giriş yeri gördük. Buraya tırmanmaya karar verdik. Giriş yerinde taşların arasından çıkan ağaca tutunup çıkabildik. Burası kemerli şeklinde inşa edilmiş ve küçük bir penceresi bulunuyor. Bu pencere başka bir odaya açılıyor. Giriş kısmının hemen yanında küçük bir oda var burada da küçük bir odası var. Buraya çıkmak kolay olurken inerken epey zorlandık. Kalenin güney kısmından içeri girdik. İç duvarlar yıkılış durumdaydı. Kalenin üst tarafında toplam beş oda bulunuyor.

| sarnıç |
Batı kısmında bulunan odanın penceresinin hemen altında başka bir odaya açılan bir geçit bulunuyor. Buraya ışık tuttuğumda burası penceresiz bir oda olduğunu gördüm. Güneş görmediği için muhtemelen burası kiler olarak kullanılıyordu.
Odaları incelediğimizde duvarlar sanki insan eliyle yıkılmış gibi duruyordu. Herhangi bir doğal afetten ya da savaşta top silahından zarar görmüş olsa dış duvarların da yıkılması gerekirdi.
Kalenin denizden yüksekliğine bakmak için cep telefonumda bulunan Altimeter programına baktığımda 1133 metreyi gösteriyordu. Ama internetten bu kale hakkında bilgi almak için baktığımda ise 1510 yazıyordu. Yüksekliği teyit etmek için başka programlara da bakmak gerekir.
Kalenin bir tane burcu bulunuyordu. Burcun yanına gelmeden yakınında bir giriş bulunuyor. Burası da kemerli olarak inşa edilmiş. Bir tane penceresi bulunuyor ve bu pencere batı kısmında bulunan odaya açılıyor. Burcu geçtikten sonra karşımıza küçük bir oda karşımıza çıktı. Burası gözetleme kulesi olsa gerek. Kalenin üst kısmında beş üstte bir de altta olmak üzere altı odası bulunuyor. Girişleri dışarı olan toplam üç oda bulunuyor. Kalenin konumunu incelediğimizde burası haberleşme ve güvenlik için yapıldığı belli. Kale, Karasis ve Kozan kalelerini görebiliyor. Tehlike anında dumanla rahat haberleşebilirler. Kale Akdeniz’i İç Anadolu’ya bağlayan bir konumda olduğu için yoldan geçen kervanların güvenliğini sağlıyor.

Kalenin surlarında fotoğraf çekilirken çok zorlandık. Rüzgâr dengemizi sağlamamızı zorlaştırıyordu.
Kale Andon/Andonyan ismindeki bir Ermeni tarafından yapıldığı rivayet ediliyor. Kale orta çağ kalesi olup tarihi hakkında net bir bilgi yok. Kilikya Ermeni Krallığından veya Roma İmparatorluğundan kalma olduğu rivayetler arasında.
Dr. Abdurrahman Kütük hocamdan öğrendiğime göre köyün içinde bulunan okulun civarında Roma devrinden kalma bir hastane kalıntısı ve kitabesi de bulunuyor ama köyden aldığım bilgiye göre bu yapı depremden sonra çökmüş.